eskiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eskiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şub 2008

Konyaklı Kahve- 2005


Yazdiklarimi bloga aktaramadim bir turlu. Pc basinda yazarken detayci tarfim mudahele ediyor dil bilgisi kurallarina vs hayal gucum kaciyor isteksizlesiyorum. Kagida bir kerede yazmayi gecirirken duzeltmelerini yapmayi daha cok seviyorum yoksa MS Word beni durtuyor duzelt duzelt diye..Ama bu aktardiklarimdan biri olmayacak.

Az once mutfakta kahve hazirlarken kendime gozum sarap siselerine takildi. Yalnizim, cok yalnizim...Bir saat sonra disari cikacagim. Helsinki -10 C biraz kirmizidan gotururum; hem usudugumu fazla hissetmem hemde cakir keyf olurum diye gecirirken aklima Kuzguncuk gunlerim geldi. Biraz konyak olsa da kahveme karistirsam oldum. Cikinca bu aninin hatirina almaliyim..

2000 Aralik olmali abimin deyimiyle "Issiz Teknesi" evimiz karsida da "Entel Danteller" her gece ama her gece bizdeyiz. Bir doktor, bir makina muhendisi, bir bankaci, bir milli atlet, bir mimar, bir isletmeci, bir turizmci, bir 17 li, bazen bir Bikem bazen bir Onat , bir felsefeci ve bir de parttime socrates...

Hepimizin isten gucten el ayak cektigimiz cektirildigimiz gunler. Ama kimsenin sikayeti yok..Herkesin birikmis uc bes kurus parasi ve evi var. Ayni mahallenin cocuklariyiz. Aksamlari biraraya gelip fikir teatisinde bulunuyor, kendimize sofralar donatiyor, bazen scrabble oynuyor, bu oyunlarda cocuklar gibi kavga ediyor , birbirimizi cozuyor, dedikodu yapiyor, guluyor egleniyoruz. Bazen birimizin arabasina atlayip ya da motorda deniz keyfi yaparak Taksime "cikiyor" bazen de Kadikoy'un sokaklarinda girilebilecek guzel mekanlar ariyoruz.

En kucugumuz 17 sinde en buyugumuz ise 33, o zaman. Cogunluk 28-29 larinda..Issiz Teknesi gunleri yazdan baslamis hizmizi alamamis bikamamaisiz. Herkes universiteyi bitirdiginden beri calisiyor olmali ki dor bes ay gecmis olmasina ragmen isi ozleyen ya da henuz ihtiyac duyan yok. Bir ara tanrim yoksa sonsuza kadar koloni gibi bir arada mi yasayacagiz oluyorum. Cunku genellikle aksam mekanlari bizim ev oluyor. Ertesi gun gidilecek bir is olmadigindan sabahlara kadar oturuluyor sonra şaşaali bır kahvaltı.. Abim arada bir projesini ciziyor o kadar. Kiş da nasil sert geciyor.. Adeta kicimiz donuyor.

Ama yagan karla birlikte biz sokaklardayiz. Kuzguncugun yokuslarinda altimizda paket kagitlari kayiyor bazen de entel dantellerle karsilikli kartopaclamaca oynuyoruz. guluyoruz guluyoruz.. Basimiza bir sey gelecek bu kadar gulmeye oluyoruz..Bir gun yollar kapanmis isinde gucunde olanlar da mahsur kalmamis mi dunyalar bizim oluyor. Yazin sahilde alternatif "laila"partisi yaptigimiz mekanda bu kez mangal partisi yapmaya karar veriyoruz. Etini sucugunu alan geliyor ayakli piknik mangalinin basi kalabaliklasinca erkekler yag tenekelerinde ates yakmaya basliyorlar. Ellerimizde kofte, sucuk ekmeklerimiz, ateslerin basinda ortakoye karsi kar yagarken saraplarimizi icip sohbet edip guluyoruz. Ardindan Fethi Pasa Korusu'na cocuklar gibi kaymaya gidiyoruz. Ertesi gunlerde herkes hastalanip, yatak dosek yatiyor.

Madem hastayiz hepimiz hep birlikte vakit gecirelim oluyoruz. Yine bizim evdeyiz. Kis iyice bastiriyor. Evden cikinca gidebildigimiz yer Cinaralti Cafe. Artik Cinaralti - abim dumanalti kafe derdi-cafede oturmaktan bunalmisiz ve usumekteyiz. Aklimiza kahvelerimize konyak eklemek geliyor 10 kisi variz. Bunu yapip da nasil farkedilmeyiz ki. Cafenin duvarlarinda "disaridan yiyecek ve icecek getirilmeis yassaktirrr" yazarken bir de alkollusu! Ve ustelik de jandarma gibi Savas gozunu pismis bize bakmakta. Neyse cikiyoruz aliyoruz. Masalari birlestirip okul kantini gibi kahvelerimize ufak ufak koyuyoruz. Kadir Abi cocuklar bir koku aliyor musunuz diyor. "Yoo ne kokusu!?" oluyoruz... Derken posetteki siseler cekistirmeler sirasinda yere dusup kirilmazlar mi, icindeki votkalar caanim kafenin zemininde once gol sonra nehir olup akmaz mi. Kahkahalarla gulerken cakir keyf bunyelerin elleri ayaklarina dolasmazmi. Kadir Abi cocuklar o ne yere dusen birakin Savas alsin birakin, birakin " dmez mi! Keskin alkol kokusu yayilmaz mi "Sanatci" abilerimizden Mithat "cocuklar ayip oluyor, icip de vermemek var mi" demez mi Kadir Abi durumu anlamaz mi. Savas cinnet gecirmez mi. Biz birer ikiser kacmaz miyiz!"Amaaan gidip adam gibi icelim" olup da ickili tek mekan Mulkiyeliler'e dolusmaz miyiz..

Uyuyunca yalniz kalabildigimiz uyanikken konusacak konulari tukkettigimiz cok gulup cok eglendigimiz bir bes aydi. Herkes pespese guzel islere girdi. Dagildik. Aradan bes yil gecti. Biraraya gelemiyoruz bile gelip de ne guzel gunlerdi diyemiyoruz. Anin tadini cikararak yasadigim o gunleri saygiyla aniyorum!

18 Şub 2008

16 şubat pazar - 2007

Bu fotoğrafı çektiğimde sokak bomboştu.. öyleyse solda yürüyen kadın bir hayalet olmalı!!!
ve yalnizliga oyle alistim ki...

KAR - 15 subat gecesi

Bu kadarini beklemiyordum... Bir anda bu kadar soguk ve firtina.. bu sene kistan SIKILDIM. Aralik ayinin son haftasindan beri hastayim.. kendimden de SIKILDIM.. hani o kadin, sitarenin bahcesindeki ahkam kesici ve sen Oktay.. sen ki en buyuk ahkam kesici, onsezici oldugunu iddia edersin... bu kis hayatinin en guzel kisi olacak demistiniz... ben de neredeyse inandim "ver coskuyu" oldum..

Ama ne

uyumak ne mumkun yine!

bir de buna, Tophane'ye inen yokuşta park etmiş arabalara carpan alkollu suruculer.. onlarin carptigi arabalarin camdan sarkan ya da sokaga dokulen sahipleri.. yolda kalan ya da kayan arabalardan inen cogu sarhos kadinlar, adamlar.. olay mahalline gelmekte gecikmeyen; polis arabalari, megafonlari, bagrislar cagrislar, kahkahalar, kar topaclamaca oynamaya cikanlarin cigliklari vs eklenince.. hassssta siempre oldum once..

sonra camdan olani biteni izlemeye koyuldum.. arabalarinin ederiyle duz orantili salakliklarini tesbit etmem cok uzun surmedi bu insanatlarin..

Sonra calistirdim kamerami..

Eglence bundan sonra basladi; her carpmayi, her kavgayi ve polislere verilen her rusveti an be an cektim yuzlere, plakalara, rusvetin verildigi alindigi ellere varincaya dek..

Hangi TV kanalina gondersem gibi bir dusunce gectiyse de aklimdan.. bunun cok da onemli bir haber niteligi tasimadigi... cekilen noktanin bulunmasinin cok da zor olmayacagina ve sonrasinda polisimsiler ya da rusvet vericilerle ugrasmak zorunda kalabilecegime karar verip vazgectim..

Youtube a atmak daha iyi bir fikir olabilir..

14 Şub 2008

Seferiler sev-deliler gununden muaftır..

"iste o masa"
Bir varmis..... 14 subat
Basligi attigimda sabahti... Olanlar ise her zamanki gibi "surpriz"! Surprizlerden hoslanmadigima, gecen bes yil icinde, iyice kanaat getirdim. Yabancilasmisken ve aslinda bekliyorken, istedigim gibi olmadigi icin degil tam da istedigim gibiyken, yine de adaptasyon surecinin getirisi olan o yabani, suphe cekici tavirlari sergiledim.. Bir yanim mutluluktan aglamakli ucuyor muydu... Umutlanma process imi calisiyordu anlayamadan.. sersemlemis, gafil avlanmis beynime eslik etmeyen bir enerji patlamasi "restlest" ligiyle.. tam anlamiyla yerinde duramama hali ve bunu saklamaya calisan vurdum duymaz hikayeler..
tahmin etmistim, degil ongormustum... godiva ve kirmizi gul.. ben hep beyaz cicekleri sevdim.. o ise kirmiziyi..
cok sevindim ne yalan soyleyeyim gelisine... tum asla olmazlarim uctu, aklim uctu... gozunden akan damlayi silerken...
eskiden kalma mutlu gunlerden biri, ikisi hatta iki bucugu yasandi.
asmali mescitte aksamin 11 inde bulunan bir restoran asmalimescit balikcisi .. once hos, sonra nahos daha sonra samimi ve daha daha sonra tekrar gelinesi bulundu.
yadirganan sarkilamalara eslik etmek soyle dursun kapilan mikrofonla duet bile yapildi;

ben sana mecburum bilemezsin
unutturamaz hiç kimse, unutlusam da ben
gecsin gunler haftalar, aylar, yillar, mevsimler
alli turnam alir sazi eline
sevdim seni birkere

vay ki ne vay be!!!

sevgililer gunumuz kutlanirken hayir aslinda biz evliyiz bile dedik.. bunca zamandan sonra buna yurekten inanarak!
her sey, her sey oyle guzeldi ki... bir kere de biraktik... ani yasadik...

hastaydim, geberiyordum ama kalan bi buçuk gunun buz gibi soguklarina dus alip daha guzel gorunmek adina adimlar attim..



Zil, şal ve gül... "Zorba" 15 subat

sarhosluk gecmedi, gosterilen bir dukkan, edilen bir tartisma, bakilan bir ev, kaktus'un yeni mekanini tecrube.. donarak dolasmalar cihangir sokaklarinda... guzel ince bir elbiseylebir ceket bir palto.. kicimiz donsun ama ruhumuz usumesin..
aksaminda ani bir karalar gidilen "zorba".. fedon'a sirtakiyle elik etme.. buzlu beyaz sarplarin besi altisi govdeye inerken, mutluluk toklugundan yemege el surememe.. sigaralamaca

bucuk..16 subat

ertesi gun van kahvalti evine uc buçukta varip .. atesler icinde kalkip, kar altinda yuruduk.. mide kotu, anjin tekrar, cigerler iptal..

-nerede yasasak
-istanbul olmaz
-izmir de olmaz
-turkiye bitti zaten
-ekonomi cok kotu
-bi de bu turban ...
-helsinkiye donmem
-tayland da uzun sure cekilmez
-barcelona olsun mu
-olsun..
-ispanyolca ogrenmek istiyorduk..
-ya da gocek.. ben orayi cok sevdim
-hem sicak yer
-cocuklar da usumez!

saka gibi.. biz bu yalani mi sevdik bu yalanla yasamayi mi ! bu kadar "zihin jimnastigi" fazla cunku.. bir gun daha, bir gun daha sonra bu uykudan felaketle uyanmaya ramak kala gittin. gelince gelmis, gidince gitmis oluyorsun..

bir yokmus!

12 Şub 2008

eskiden... bir kaç gün..

12 subat 07 hellsinki karşılaştırmalı yalnızlık


disarida soguk ruzgarlar firtinaya donusmek uzere saatlerdir yagmur yagiyor. Geldigimden beri hic boyle olmamistim. Mayasinda melankoli olanlardan degilim ama huzun zerkedildiginde kayitsiz kalanlardan da degilim.
"musait olamamak" nefret edilesi kelimeler lugatima gireli cok olmus olmali ki daha duyar duymaz etkisi keskindi, deldi gecti… Aklin kendine aciklayamadigini bir baskasina anlatabilmek zordur. Zorlarsan inandirici olmaz. Sadece kendine bile durumu anlatamadigin gercegi ortaya cikar..
"Musait olamamak" her ne kadar sartlari ifade ediyor gibi gozukse de direk cumlenin oznesiyle ilgilidir ve "mesgulum" anlamina gelir kisaca.. Uzunca ise; mesgulum ve bu mesguliyet senden daha ilgi cekici, mesguliyetimi bolme simdi yok ol...ignore! demektir..
musait olamayani da sikintiya sokar bu nedenler konusamamasina bile engel teskil edenler ortadan kaltiginda musait olmadigi icin reddettigini donup arar er kisi... ve kimi zaman ozellikle cep telefonunda insan evladinin sigindigi bir bahanedir "musait olmamak" musait olmayacaktir hic.. oldugunda da aramayacaktir bu an oyunculari, musait olamadigini. baskalarinin mutluluklarina eklemlenmis olmayi tercih edenler icine girmeye calistiklari mutluluk anlarinda kendilerinin payi oldugunu sanirlar oysaki bu koca bir yadsimadir.. balon köpüklerine eslik etmedir onlarinkisi ...


gercek dunyalari "musait olmamak" tipasiyla siselenmis durmaktadir...
gaz yapmaktadir.. dokunsan patlayacak!



sinif sinif....
Hep, bir sey yapmak gerek de yapmiyormusum gibi...hissinden ne zaman kurtulacak rahatsiz ruhum. Yasadigim hayatin, hayati yasadigim insanlarin gercekligini kabullenmekte hic zorlanmazken kendi yol actiklarimi yadsimaya neden bu kadar meyilliyim.

Direnc gostermek yerine suyu akisina birakmak neden zor geliyor. Mudahale etmeden duramaz miyim? Olur muyum!OOff offf.. haraket ariyorum... Geldigimden bu yana tv yi acmiyorum... bir o gece, yilbasi gunu aklimda, saddamin goruntuleri kaldi Mui nin tv sinden..

Sabahin uc bucuguna yatip sabahin sekizinde uyandim. Hakaniemi Silta’ dan sehir merkezine dogru giden marina yolunda bir kac arabadan baska kipirdayan bir sey yok.Hayir var. Yeni yilin ilk gununde sabahin sekiz bucugunda motorlu kayiklariyla denize acilan iki kisi var. Durbunle bakiyorum simdi. Tervasaari’ye dogru gidiyorlarlarken sola yonelip ortadaki samandiraya 20 m kala durdular. Motoru kullanan etrafina bakiyor digeri oltayi birakti.

Hallerinde dogal olmayan bir sey var sanki; misina denizde iken kucuk motoru saga sola ceviriyorlar. Ikisi de koyu yesil bir seyi kaldirip, hizlica denize attillar. Agir bir kutle gibiydi, haraketlerinden oyle anliyordum. Koyu yesil paketimsi seylerden motorun icinde bir ka ctane daha var. Hizlica biri motora gecti digeri misinasini cekip yeniden denize birakti. Motoru kumanda eden koyu bordo montlu, koyu kumral, kisa sacli. Digerinin cussesi erkek gibi ama saclari kulak memesinde, saclari yogun sari, acik sari degil altin sarisi gibi..Seritleri olan turuncu renkte denizci yeleklerinden giymis. Oltasina balik geldi. Cikarip motorun icine atti, koyu sari sacli olan. Sonra bes dakika bile olmadan. Motoru calistirip gittiler.. Onlar gozde kaybolurken, gece sarhosken isledikleri cinayetin cesedini ortadan kaldirmak icin, onu parcalara ayirip yesil torbalara sarip tek tek denize mi atiyorlar yoksa suphesi de belirdigi gibi ucup gitti aklimdan…
deliriyor muyum ne!


01 0cak2007
caresiz
diktator

Bugunun 2007 inin ilk gunu olmasina karar veren insanoglu gunesin etrafinda tamamladigimiz bir turu daha coskuyla kutladi. Herseyi olcumlendirme merakimizin en acimasiz birimi olan zaman, akip gecti, gecmekte.. Eskilerin deyimiyle ommrumun yarisini idrak ettim (mi)..Hayata tutunabilmek icin, coskuya, umuda hepimizin artik daha cok ihtiyaci var..Yeni yila girerken tekrar, tekrar ve tekrar Saddami nasil astiklarini izledik, izledik, izledik...! Insanin hisleriní anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldigi anlardan biri. Baska bir canli turune bakar gibi saskinlikla, bu insanatlarla ayni alemi paylasmanin utanciyla, ”kana kan” icgudulemesinin vahsetine teknolojiyi alet edip dunya aleme izlettirmelerine donakalmanin caresizligiyle, bir arpa boyu yol alamamis insanlik(!)tarihini idrak etmenin umitsizligiyle izledik!Saddam sehadet getirirken ”Muhammed” O’nu asanlar izlemenin zevkiyle ”Muhammed” diyorlardi. Ne buyuk bir ironiydi bu yarabbim!Asanlar Bush’un kisisel tatmini icin ayartildiklarini Irak’in gelecegini iyice karartiklarini anlamayacak kadar suursuz ve onursuzca davranmis, ihtiyaclari olan soyluluk firsatini O’nu yargilamak yerine vahsetlerini tum dunyaya izleterek kacirmis, bir Diktatoru sehit yapip kahramanlastirirken adeta daha acimasiz olan Bush’u dunyanin son diktatoru ilan edip Sadam’i Bush’un maduru(!) yapmislardir.Her sey ortada; bundan sonra kendi kendilerini yiyip bitirecek olan Irak halki idamla birlikte Israil’in ekmegine yag surmustur. Sam Amcayi coktan kucagina oturtmus olan Israil, Bush ve Blair masasiyla kizgin komurleri karistirip ocagi ateste tutmaya cadi kazanini kaynatmaya devam etmektedir.Ulkemiz dunyanin "Ortadogu'suna" bu kadar yakin oldugu icin, atesi hissediyoruz. Ya diger iklimlerde yasatilan, yasanan acilar!Insanlik debelendigi camurlu kor kuyuya her gun biraz daha saplaniyorken, bu acilara sahit olacak cocuklar dunyaya getirmemeli diye dusunuyor insan. Allah insanlara akil fikir, iyilik, huzur ve en cok da adalet versin.


31 Aralik’06 dan 1 Ocak 2007'ye
Bir dolu yiyecekle Zorro'nun kardesine misafir oldum. Adi Mui olsun- Karisi Libra oglu suDEN, drY, karisi Pamuk ve uc guzel kizi da vardi...

Uzun zaman yalniz kalinca sosyal rollere burunmekte zorluk cekiyor insan, iletisememekten korkuyor… Neyseki, herkes keyifli ve rahatti, dikati dagitan cok sey vardi.Dondugumden bu yana sigara icmiyordum. Son sigaralamalarim adi altinda bes tane tukkettim.

Zor gelen hasret mi, kalabalik mi yoksa boyle durumlarda kendisi bir metazori olan hayatin dar gelmesi mi. bahane mi bunlar! Hayat, nedenler ve sonuclar arasinda rakkas gibi salinip durmaktan baska nedir ki zaten.. Rakkasin ortaya denk geldigi anlardan biriydi dun aksam..
30 Aralik 2006


Iki bardak balli limonlu sicak suyun bos midemde yarratigi gurultulardan baska ucuncu saatin sonunda nihayet, ust kattaki bebegin aglamasini ve gunun ciliz seslerini duymaya basladim

Hala karanlik. Koyu mavi gokyuzunde koyu gri bulutlar secilmeye baslamis. Ne zaman nasil basladigini farketmedigim sabah trafigi insanlarin hayatta oldugunu yasanacak gunleri oldugunu gosteriyor. Durbunle binalardaki derecelerden birine bakiyorum Hiltonun ustunde +3 derece yaziyor.

Esyalarimi almak icin uzandigimda kitabimi koltukta unuttugumu nasil da farketmedim!. Vize polisini gecip cikisa ulastigimda artik cok gecti. Danisma masasindaki memur, bu saatte kayip bolumunde kimsenin olmadigini, ancak yarin arayip sorabilecegimi soyledigi numaranin yazili oldugu karti elime tutusturdu. Oysa hemen 300 m disarideki ucakta 10 B numarali koltukta duruyordu. Ucagi temizlemekte olan birilerinin getirmesi mumkundu. Ama yazili kurallar vardi ve onu ancak gun icinde alabilirdim.

Derin uykudan ucagin indigini bile farketmemis olmam hafifletici bir neden de sayilmaz.. Pur dikkatim bazen yerini kapanmisliga baska alemlerdeymislige birakiyor. O zamanlarda soyediklerimin sacmaligi anlasilmasin diye susabiliyorum ama kaybettiklerimin, unuttuklarimin ya da sakarliklarimin haddi hesabi olmuyor..

Bes saattir hala ayni koltuktayim saat sekizi coktan gecti, hava bes derece. Butun derimin cekilip kurudugunu hissediyorum.Daha dun otuz otuzbes derecede bronzlasmis. nemden guzellesmis cildime gururla bakiyordum! Sadece bakmiyor soyluyordum da. Ama biliyorum ki allahin Helsinki'sinde kurum kurum kuruyacak timsah derisine donecek bu bacaklar...


28 Aralik’06 Helsinki’ye varis
Karanlik sehrin gecesine ineli bir saat bile olmadi. Ruyadan uyanmis da kendimi pencereden jutheran katedrali Upsenski 'ye bakarken buldum. Gecenin karanliginda bile beyaz... Biraz solunda ruslardan kalma ortodoks katedralinin kirmizi kuleleri hayalet gibi yukselmekte. Caddelerde tek bir hareket yok.

Gecesi gunduzu belli olmayan sehir, terk edilmis, filmlerde oldugu uzere sehir suyuna zehir karistirilmis da insanlari ayni anda olmus gibi. Diger pencereden gozuken; lunaparkin isikli donme dolabinin yaninda mi yoksa onunde mi yukselen adini bilmedigim kule Alfred Hidckok filmlerini cagristiriyor ..

Rus mimarisinin etkisinde olan eski ve modern binalardaki Diners Club, Mobil, Helsingin Sanomat, Canon, Skoda, Hilton, MD, Hyundai, Suziki, Calsberg, SAK, Sokkos … rengarenk isikli panolari, insanlarin dogmayan gunesin oldugu gune uyanip, kurulmus hayatlarini oynamaya baslayacaklarini, satin alip satacaklarini, yiyip iceceklerini gun boyu calisma masalarinda aksamin(!) gelmesini bekleyip isyerlerinden cikarken cogunun yaktiklari sigaralarla mesai bitimine ilk adimlarini atacaklarini biliyorum. ..

Hic bir finli ile dertlesmisligim yok ama biliyorum para azaltsa da arttirsa da kagyilari ayni insanlarin.. Her turlu kasvetin doruk noktasina ciktigi depresif kis gunlerini; daha cok para harcayarak, daha iyi bir aski arayarak, aldatarak, aldanarak, okuyarak, sporsalonlarinda ya da barlarda, sahilde yuruyerek, kosarak, kopeklerini gezdirerek, hayal kirikliklari yasayarak, hayal kurarak, ailecek ya da tek basina mökkelerine kacip, film izleyip patlamis misir tuketerek, kavga edip, sevisip, saunalarinda haslanip rahatlayip, sicak iklimlere seyahat planlari yapip, bavullarini hazirlayip, aksam nerede yiyeceklerini ne yiyeceklerini dusunup, birbirlerini izleyip, cocuklarini annesinden ya da babasindan bekar evlerine tasiyip annecilik, babacilik oynayip sonra tekrar teslim edip, okula, ise gidip gelerek, icerek ve cok icerek geciriyorlardi. Karanlik sokaklarinda sadece ickili guluslerine nadiren denk geldigim bu insanlar soguk ama huzurlu, depresif ama dingin olmayi cok duzenli hayatlarina refah seviyelerinin yuksekligine mi borcluydu.Kapilarin arkasinda siddet, mutlu aile tablolari evcilik oyunlari var miydi bilmiyorum..

Bu sehrin gocmenlerini bir kenara koyuyorum. Ceplerinde hic para ve saskin gozlerle arada bir sokaklarinda dolasan, calismayan dil bilmeyen gocmen kadinlarini, özellikle bir kenara koyuyorum. Onlarin ne olursa olsun bu yeni yasamdan sIKILIp bunalmaya hakki var mi.. sukretmek dururken!


Tayland'a gitmeden... 2006
Yine son anda alinan kararla gelmistim... Devam etmenin sevincine taamuden geliyorum mu? olusumun buruklugu da ekliydi. Bu sefer seni dunyanin obur ucuna birakacagim kediler gibi.. bakalim nasil doneceksin oradan.. diye espri yaptiginda bile huzun dalgasi yayiliyorken icime disima buyuyen cocuk gozlere eslik eden pis bir siritis olarak yansiyordu. Amanoffff....Siritis saklarken, gozlerim ele mi veriyordu huznumu. 14 Aralik 2006


Alt-Ork
Az once onunla konustum. Uc ay oldu. Istanbul taksim ve sarayburnu
sokaklarinda yoldasim, canim kuzenim. Ozlendiginden haberin var mi!Altmosfer, kuzenin -ORK olsun- sayfasina girip son donem demolarini dinledim ..hangi hislerle hangi gunlerde yazdi seziyorum, biliyorum... Turkiye de zor dedi, bu is boyle olmayacak dedi, grubu bir kenara birakti kendi albumunu yapiyor umarim yolunu bulur, sonuc iyi olur...Bu arada fransaya gidecek, bir de sanat tarihi tezi var bitirilecek.. http://myspace.com/altweb

Internet yazi, resim ve goruntu coplugu oldu.. 2006

Iyi bir seye rastlayincaya kadar onlarca kotusu beynimizde yerini almis oluyor. Takiliveriyorum; bir haberden baska bir sayfaya oradan bir forum sayfasina…. Farkli politik gorusten ve hatta milliyetten olanlarin birbirlerine gungormemis kufurleri cikiyor karsima.. gorduklerime inanamiyor, memleketin gencleri bunlar mi! bu kadar ezik ve iki yuzlu ve akilsiz mi dolu ulke!? umitsizligine kapiliyorum...

Aradigim konu hakkindaki gercek bilgiye ulasincaya kadar dakikalar saatler geciyor. Konunun magazin boyutu ile ilgili genellikle toplumsal ve kisisel vesveselerin oldugu, kulaktan dolmalara yapilmis onyargili yorumlarla karsilasiyorum.. Basliyorum pirincin tasini ayiklamaya. Cogu zaman neyi ariyordum ben! Oluyorum. Vakit nasil da kaybolup gitti ararken…

Bir de sayisi hizla artan yemek tarifi bloglarina uyuz oluyorum… baslangicta guzeldi aradigini bulmak… ama biktirdilar acikcasi, millet ne kadar bogazina duskunmus meger. yaptigi yemeklerin resimlerini cekenler ve bunu her gun bikmadan tekrar edenler.Dikatimi ceken; bu yemek sitelerini hazirlayanlarin cogunlukla iyi egitim almis, munasip biriyle evlenip hemen cocuk yapmis universite bitirmis tesetturlu, en domestiginden hatunlar olmasi. Hic biri kendi resmini koymuyor sitesine. Genellikle cocuklarinin ve kocalarinin resmi var! Tesetturlu olduklarini kendilerine has selamlasmalarindan, konusmalarindan hanimhanimciklik kokan bazen de direk dine gonderme yapan nicklerinden anliyorum.Gunluklerini okuyunca sanirsiniz ki dunyadaki tek varlik sebepleri yemek yapmak ve bundan konusmak. yemekten ibaret bir dunyada yasiyorlar sanki....Umurlarinda mi dunya!

Bu kadar etraflarinda olup bitenden bi habermis gibi davranmayi bu kadar tepkisiz olmayi nasil basariyor bu bunyeler, sasiyorum.Sartli reflekslemelerle evcilik oynayanlarin yaninda bin de bir de olsa entellektuellikleriyle sasirtanlara da rastlamiyor degilim. Ama dedim ya bindee birr..Kendine ozguluk yok! Yasamlarindaki gibi herkes; “tembel” ve “hazir lopcu” … copy/paste ci yani! Ayni resmi, ayni yaziyi, ayni siiri fontunu bile degistirmeye gerek duymadan referans bile gostermeden alip kendi sayfalarina ekleyiveriyorlar yerli yersiz.Baskasindan ( c)alacaktin madem niye kendine blog actin!


Bes dakkada degisir isler! esso vicco tripo nerdesin! KASIM 2006


Hic bir sey degismiyor gibi gorunuyor ama cok sey oluyor.. cok sey degisiyor. Tebdil-i mekan eyledikce her seyi sil bastan yasamak bile degisiklik degil midir! Iki ileri bir geri... iki geri bir ileri! senin hayatin farkli mi sanki? Tekerurlerin de kendi icinde farkliliklari yok mu!
Cok seyler eksilirken cok seyler de ekleniyor, gidenin yeri dolmuyor gelen her nasilsa yer buluyor.. yabancilasip bildiklerimize, en tanidigimiz en tanimadigimiz oluvermiyor mu?


Hissiyatimda bir degisme yok henuz! Ancak etkisel tepkimelere girince herseyi idrak eden bunyem, feedbackler aldiginda kendini gosterecektir.


Isten ayrildim Agustos'tu... Islerden ayrilislarimda uzuldugumu hatirlamam hic. Ayrilmak isteyen taraf olarak paydos zilini duymus bir ogrenci gibi mekana donmemecesine uzaklasirim.
Su duygu tuhaftir da biraz hostur. Yasanan hersey, tum issel kaygilar biraz sonradan itibaren hizla gecmis olacaktir. Genellikle olumsuz taraflarini gorur ve tecrube ederiz ama zamanin farkina vararak yasamanin yoludur; bir yerleri ya da bir seyleri terketmek. Icinden gecip gitmek gibi.. En dehsete dusuren sey ise bir zaman sonra oraya ugradiginizda herseyin biraktiginiz gibi durdugunu gormektir. Aman Allahim! herkes ve hersey ayni. Masalar, dolaplar yerli yerinde, insanlar ayni seyleri konusuyorlar, ayni kiyafetler var ustlerinde, Bir bilgisayar oyununa kaldigin yerden devam etmek gibi,. kabus gibi!


Neyse.. Herkes gibi cocuk yapip, cocuk buyuterek zamanin nasil gectigini anlamak istemeyenlere tecrube etmeleri onerilir.Ben cocuguyla tanik olanlardan olayim artik!


Yesilini verip mavisini almak ve bir de ona vize bastirmak zorunda kalmak ,ekim sonlarina kadar bekleme pratigi yaptirdi. Benligimi en derinden etkileyen olaylarimi bir bir yasadigim surectir eylul, ekim 2006 ... Gozyasim kurudu sonra yenisi doldu..
Acilari cok ciddiye alirken bile hayatla dalga gecmek, onda hafife alacak seyler gormek, herseyi ve herkesi karikaturlestirmek bunlara bakip bakip gulebilmek; yasami yasatiyor bana, anliyor musun..


Depresife dusmussun yine dedigini duyar gibiyim. ya da catlak geldin catlak gideceksin!
Simdiye ve gelecege bakmaya programli insanoglu. Gecmisi, kaybettikleri ile birlikte durup kaldiriyor zihninin en tehlikeli koselerine..


Simdi cok keyifli zamanlarindayim.. 35 imi idrak ederken ilkgencligimin heyecanlari var icimde.
Doludizginden tirisa geceli cok oldu umutlarim. Ama hala varlar! Sen de digerleri de sasiyor buna biliyorum "laftan anlamaz kuldan utanmaz" bir arsizlik bu umutluluk hali sende diyorsun olsun!

Sora sora Bagdat degil! sora sora soruna soya soya sogana dedik hayatlarimizi sorgulama hastaligimiza isim aradigimiz gun. Hatirladin mi! Bir sey dedigimde olusturma sus soylersen olur takintin vardi. Konusarak ne cok sey olusturmusuz meger, bir bir oldu bak!
Sen uzak diyarlarda iki cocuk annesi bense "seni bulmam gerek seni"!