19 Mar 2009

demokrasi tellalarının mutasyonu


























Yukarıdaki resimlerin oldugu bir maili forward ladığımda, bazı arkadaşlarımdan, bunları göndermenin; "küstahlık", "taraf tutmak", "başını örten kesimi aşağılamak" minvalinde uçuşan tepkiler aldım.. Gelen bu eleştirilere verdiğim yanıttır aşağıdaki..

Seninle benim armada ciddi bir fark var. O da; benim hiç bir düşünceye inanca ya da ideolojiye yakın durmayışım. Sadece makul ve mantıklı biriyim ve belki de gereğinden fazla hoşgörülüyüm.

"ben insanları kendi doğrularımla değil kendi doğrularıyla yargılarım"sözünü hatırlatarak belli bir çizgiyi şekilcilikle bile olsa benimsemiş insanların iki yüzlülüğünü eleştiriyorum.

Siyasetle de dinle de bir alıp veremediğim yok! Ama kendisiyle, kendi doğrularıyla çelişen her "ironik" mevzuyu dalga geçilesi buluyorum.

Ben bu resimlere bakarken "dindarlar" değil "dinciler" i görüyorum..

"dinci siyasetçiler" in ya da "dinci tüccarlar"ın alıcıları da kendilerine benziyorlar. Yani bu iktidar yalancı halkasına bunları ekledi "başörtüsü bile takarım ihaleyi almak ve yalakanın önde gideni olmak için" gibi bir zihniyetle mantar gibi çoğaldılar..

Şekilsel açıdan bu dalga geçilesi, ironik manzaralara her gün her yerde rastlıyorum. O yuzden bana yabancı gelmedi.Turkiye nin acı ve ikiyuzlu bir gercegi sadece.. bakmasam da gözüme batacak kadar çok var bunlardan etrafta.

Ama düşüncelerimi daha net bir şekilde bilmek istersen; benim örtünen ya da inanan insanlarla ilgili bir rahatsızlığım yok. Ama turban, sıkmabaş ya da karaçarşafla ilgili rahatsızlığım var. Şahsi bir rahatsızlık bu ve "vaadedilen demokrasi" varsa fısıltıyla arka planda değil rahat rahat söylüyorum işte "ticari, şekilci ve çıkarcı bir o kadar da estetik açıdan iç karartıcı ve kirlilik yapıcı buluyorum hepsini"..

Bana diyebilirsin ki üç kuşak öncesi hepimizin evinde başını örtenler vardı. Evet vardı ve ben babannemi de anneannemi de boyle gorerek buyudum. Onlardan aldım dini egitimlerimi. Ancak hic bir konuda olmadıgı gibi bu konuda da atalarımdan ben sorumlu degilim bir, ikincisi onların "dindarlıgına" her zaman saygı duydum. İman ya da ibadetlerine örtünün şeklini ya da başkalarını bulaştırmadılar, kullanmadılar..

Beni daha iyi tanıman açısından şunları da ekleyeyim hemen; çıplak sesle değil de, ezanların megafonla, sinir bozucu tonda ve sesle okunmasına ve ramazan ayında oyun havalarına dönüşen davul seslerine , kendilerini çarşafa sokan çirkinleştiren ve acizleştiren ve bunu iki yüzlü şekilde kullanan kadınlar ya da onların "iktidardan nemalanan kocaları"na olduğum kadar sinir oluyorum.
Herkesin düşünce bilinç seviyesi aynı degildir.. bu başka konularda soz konusu iken aynı hosgoruyu gostermek digerlerinin ozgurlugune kastedici bir hosgoru ise.. bu da benim gibi düşünenlerin ozgurlugune kasteden bir hosgoru..

dedim ya ben kendimi sade, oldugu gibi olan, makul ve mantıklı biri olarak gördüm sadece "entellektüelim ben" gibi bir iddiam olmadı!

bunları her önüme gelene söylemeyecek kadar bu cografyayı tanıyorum.. ama bırak da sana soyleyebileyim..sen benim ne dusunce de ne niyette oldugumu cok cok iyi biliyorsun..ben geri kalmıslıga ve yobazlıga bir de bunu matah bir şeymiş gibi "şekille şemalle" savunan insanlara uyuz oluyorum.... ama ölümcül bir halde degil bu durumum:))) bunun yanında ne okuzlukler var daha yasanan yasatılan..o yuzden kasmıyorum da

...doğruluk, adalet, namus, inanç vs.. gunah ya da ceza korkularıyla degil insanın kendinde olan "erdemlerle" korunacak bir sey olmakı.. degil mi!?

ben oy bile vermeyecegim bu arada o kadar ki uzagım olan bitene okadar ki "inancım " kalmadı insanların erdemli, sagduyulu, duyarlı olduklarına..

ben sadece yere tüküren bir insan(!) gördügümde, her defasında aynı şok tepkisini nasıl veriyorsam, her gün yuzlercesini gördüğüm bu kadınların"dincilik" leri karşısında da aynı tepkiyi veriyorum..
dedim ama yine ekleyeyim; sozum "dindarlar"lardan dışarı..

8 yorum:

Adsız dedi ki...

TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜ ARASINDAKİ FARK...

BAŞÖRTÜSÜ; yüz yıllardır Anadolu kadınının, annelerimizin, başlarına koyup fazla sıkmadan çene altında bağlayıp uçlarını sarkıttığı bir alışkanlıktır. Başı güneşten, rüzgârdan korur. Saçları tümü ile kapatmaz, saçların bir kısmı açıkta kalır.

Başörtüsünün sıradan ve sevimli bir örtü olmaktan öteye, siyasal hiçbir amacı, hiçbir yanı yoktur. Bugüne değin bu konuda hiçbir sorun olmamış, başörtüsünden ötürü hiçbir sıkıntı yaşanmamıştır. Başörtüsünün dinsel bir yanı da yoktur.

TÜRBAN veya SIKMABAŞ; Filistin 'de, özellikle İran 'da çıkmış ve son otuz yıldır bizim ülkemize de girmiş siyasal içerikli, İslamcı bir simgedir. Saçların tümü görülmeyecek biçimde iyice kapatılır. Arap diline ilişkin ''tesettür'' sözcüğünün karşılığı Türk dilinde ''örtünmek'' sözcüğüdür. Başörtüsü olan ''türban'' , ''tesettür-örtünmek'' olgusu içinde algılanır. İngiliz ve Fransız dillerinde; bir tür deniz yaratığının helozonlu-burmalı sarmal kabuğu da ''turban'' sözcüğü ile adlandırılır.

Türban genel anlamıyla başörtüsü değildir; tartışma konusu olmasının nedeni de, başörtüsü olma özelliğinden kaynaklanmamaktadır. Tarikattan olanları ve tarikatları ayırt etmek anlamında ''ruhani kıyafet'' sayılmak gerekir. Ruhani kıyafet sayılmaması durumunda, her tarikat ve her cemaat tarafından ayrı ayrı belirlenmiş, tarikat ve cemaatlerin simgesel kıyafetidir. Bu anlamda da, yasadaki söylemiyle ''Türk inkılabına, rejimine ve vahdetine (birliğine) '' aykırı kıyafetlerdir.

Böylece, saçların ve başın hava alması bile önlenir. Üzerinde de ayrıca bir örtü çekilir. Boğazdan da sıkıca bağlanır. Bu tür baş bağlamanın, başörtüsüyle, türbanla hiçbir ilgisi yoktur. Dini en uygar biçimde yaşayan Anadolu kadını, böyle bir baş bağlama biçimi kullanmamaktadır. Bu tür baş bağlamanın dinsel bir yanı olsa Müslüman Anadolu kadınının böyle bir örtünmeyi uygulaması gerekirdi. Bu giyinme biçimi dinin bir gereği de değildir. Öyle olsaydı, İslam ülkelerinin, Peygamber soyundan geldiklerini bildiğimiz yöneticilerinin eşlerinin de bu tür baş bağlamaları gerekirdi.

Oysaki yakın zamanda, ülkemize gelmiş, Peygamber soyundan gelen Ürdün Kralı'nın, Suriye Devlet Başkanı'nın, Pakistan Devlet Başkanı'nın eşlerinin hepsinin başları açıktı. Onların uygar, çağdaş, pırıl pırıl görünümlerinin yanında, yalnızca bizimkilerin başları bağlıydı ve bu durum hepimizin yüreğini yaralıyor, ülkemizin aydınlık yüzüne aykırı düşmuyormu?.

Adsız dedi ki...

sizin yazınız ve benim yorumum karşısında herhangi başka bir yorumun olmaması ülkemizin seçminler öncesi gerçeklerini çok açık göstermekte diye düşünüyorum.

Adsız dedi ki...

Bu ulkede basortusu giyenler ya da takanlar artik hangisini isterseniz genelde kendilerine benzemeyenlere cephe almis ve sorun yaratan kisim olmustur. Onlar gibi olmayanlarin yani basortusuz dolasanlarin aslinda bu insanlara karsi bir tavri yakin tarihimize kadar olmamistir. Gunumuz politikacilari, insanlarin ozgurluklerine ve devletin yonetim sistemini karistirmaya ya da kendi istekleri cercevesinde degistirmeye yonelene kadar ben kimsenin basortusu ile sorunu oldugunu hatirlamiyorum. Benim kanimca sorunu basortululer cikarmaktadir. Cunku kimse kimseye basortusu takma dememektedir, sadece belli mekanlarda takilmasi hepimiz icin sakincalidir ve bu aslinda herkesin uydugu bir yonetmeligin bir parcasidir, bu mekanlarda basortusu takmakda yasaktir mini etek giymekde!!!. Aslinda ne yalan soyleyim ben basortusunun sinirlandirilmasina da karsiyim ama insanlar bunu alip ondan sonra binbir sekilde kullaniyorlar isin cilkini cikartiyorlar. Basortusu takmayan ya da kapanmayan insanlari elestiren bu cahiller, basortusu takan annelerimizi ve nenelerimizi bile bu guzel aliskanliklarini birakmaya zorlamistir, cunku o masum ortu artik ortulukten cikmis ulkedeki polarizasyonun simgesi, oy toplamak isteyen serserilerin oyuncagi haline gelmistir.Kimse'nin Allah ile kul arasindaki iliskiye karisma ya da bu iliskiyi mecliste cikartilan kanunlar ile sekillendirmeye hakki yoktur. Insanlari rahat birakin, Allah sevgisi ve inanci basortusu ile gosterilmez. Bence yukaridaki resimler bunun guzel bir ornegidir. Sorunun'da aslinda ironik bir sekilde basortusunde olmadigini gostermektedir. Bence bu tip fotograflar her yerde bulunmali. Ellerine saglik terazi lastik.

Adsız dedi ki...

Sonunda bir yorum gelmiş.Seçimlere sadece 36 sat kaldı.Fakat Orionturk arkadaşımın başörtüsünü yanlış ifade ettiğini düşünüyorom.Başörtüsü hala anadolu da her kadının yaygın olarak kullandığı farklı bağlama türleriyle çeşitlendirilen bir şeydir.Türban ise tamamen ideolojik bir simgedir.Dolayısıyla aralarında çok fark vardır.Sanırım arkadaşım bir önceki yorumumu dikkatlice okumamış. ;)
B.S

Adsız dedi ki...

Vallahi basortusu ya da turban. Ne demek istedigimi artik siz anlayin. Benim basa ortulen herhangi bir kumas ile ya da bu kumasin baglanma sekli ile bir sorunum yok. Sorunum bunun sorun edilmesi. Yani oyle baglaninca bir sey olmuyor baska turlu baglaninca bir sey mi oluyor anlamadim? Ayrica ben sokaga ciktigim zaman anlayamiyorum kiminki basortusu kiminki turban. Acaba ben cahilmiyim? Olabilir. 21. yuzyila girip medeniyetin bu kadar gerisinde kaldigimiz bir durumda kafaya ortulen bu seylerle daha ne kadar vaktimi harcamaliyim? Benim derdim bu abicim. Su gun oturup burada bunu tartisiyor olmamiz bile bence vakit kaybi. Hayat ne kadar uzun diye dusunuyorum zaman zaman. Bence pek degil!!!

Adsız dedi ki...

Haaa bir sey daha. Benim bildigim kadari ile dovme yaptiran kisinin aldigi abdest'in tutmayacagi yonunde. Gerci ben sahsen ona da inanmiyorum ama oyle diyorlar. Dolayisi ile dovmen varsa, abdest olayi bitiyor ve kildigin namaz hic bir sekilde hayatinin sonuna kadar tutmuyor. Sacmalik. Temiz olmak ile dovme arasindaki bagi hic bir zaman kuramadim.

Adsız dedi ki...

Neyse oldukça oy kaybettiler! İnsanlar yavaş yavaş uyanıyor galiba terazi ne dersin?
B.S

Adsız dedi ki...

Sevgili orion,özellikle dövme konusunda son derece haklısın.Fakat zaten bu ve bunun gibi bazıları sonradan uydurulmuş aptalca şeylerdir.Fakat eğer başörtüsü ile turban arasında ki farkı ve bağlama şekillerini ayıramıyorsan be bence biraz düşündürücü..Ben dndar bir ailenin ferdi olmamama rağmen bunu görebiliyorum.En azından bu ülkede doğmuş ve yaşıyor olan bizlerin (aynı yaş grubunda sayılırız ve burada doğup büyüdüğünüzü tahmin ediyorum) bundan sadece 15-20 yıl öncesini hatırlayarak aradaki farkı çok kolay fark edebileceğinizi düşünüyorum.Sonuç itibarı ile karşı olduğumuz şey aynı şey.Kesinlikle bir takım öniforma tarzı kılık ve kıyafetler dünyanın hiç bir yerinde sonsuza kadar prim yapmaz!Bunu tarihte de çok açık görebiliriz.Terazinin de dediği gibi,rant uğruna bu tarz popüler yaklaşımların sonu zaten bellidir.Yaşadığımız bu topraklarda akıllıca tartışabildiğimiz ve insanlarımız fikirlerini özgürce söyleyebildiği sürece(Ben bunun hep bçyle olacağına eminim)ülkemizin geleceğinin son derece aydınlık olacağından eminim.Sadece bizler inançları doğrultusunda dinlerin getirdiği,insanların ibadet ve örtünme özgürlüğüne de saygı duymalıyız diye düşünüyorum.Böylelikle onlardan bizim küpemize ve dövmemize saygı duyacaklardır.Modern,özgür ve zengin bir toplum olmamız hepimizin arzusu değil mi? Sevgiler..

BS

Yorum Gönder