3 Mar 2009

kendimi düş-es ilan ediyorum!

gün biteli çok oldu..
penceremden soğuğa, içtiğim sigaramın dumanı sızıyor,
kelimelerim yine şarap oldu, yudumluyorum..
sessizlik ve yalnızlık, mavi muma eşlik ediyor..
bekleyen kitaplar var beni, köşesinden dönülecek sokaklar..
saçlarım uçuyor bir martı çığlığına,
denize bakışsız gözler kısıyorum...
karşıki son ışıklar
ve pavyon bir köprü geçer içinden
"red light district" neonlarını ışıldatır hüzünle..
içim öyle kıpırtısız,
ellerimde alkolden damarlar
peynirin ucundan..
erik çekirdeklerini çıplak bırakan, ekşiliklere susamışlık
yastığımda uyurmuş gibi yapacağım
hırsızlar kalbimde kol gezerken
öyle masum duracağım
şen kahkahaları olan insanları hatırlayarak
birazdan uykuya dalacağım....

2 yorum:

Adsız dedi ki...

İnsan senin yazdıklarını okurken bir yere ait, birşeylerin parçası olduğunu, yalnız olmadığını hissediyor ve bu çok güzel....Birçokları aşk ile, sevgi ve insanlık ile, benzeri şeylerle ilgili bir sürü klişe lafı kaleme alıyorlar. Senin yazdıkların, bu konuları direkt irdelemiyor ama o bütün klişeleri yazanlarınkinden daha derin, daha etkili olarak ve daha doğal bir şekilde duyumsatıyor.Bu sonradan öğrenilen bir şey değil; bu senin kanında, iliklerinde ruhunda var. Bir de piyano çalabilseydin, kimbilir ortaya neler çıkardı. Ama yazıyorsun, yazabiliyorsun, kağıda dökebiliyorsun; gerektiği gibi.....Bu da çok iyi, çok güzel, çok gerekli...Kitapların çıkmalı; ilkinin adı "Esince !" olmalı; görsün millet esince nasıl estiğini....Ve bu yazdıklarımı da kitabının arka kapağına basmalısın; herkes kendisini neyin beklediğini bilsin..
O.K

terazi lastik dedi ki...

sagol .. ama biraz abartmıyor musun!? ;))

Yorum Gönder