12 Şub 2026

Devamı var-1

 Zamanın durduğu anlardan birine uyandı, nereden nereye gittiğini unutmuş halde. Gittiği her yerden daha uzağa gidiyormuş gibi hissetti. Bu duyguya bulut gibi bir yalnızlık bulaşmıştı. İçine düştüğü yalnızlık duygusunu ilk kez tadıyordu. Yaşadığı hayatın gerçek olduğuna kendisine ömrü boyunca birçok kez hatırlatmıştı. Hiçbir duyguyu böylesine gerçek hissetmemişti. Bulunduğu uçaktaki hiçbir şey, zaman....

Kıyısında oturduğu denize bakarken kıyıdaki sukulente daldı; düşünceleri susmuştu. Yavaş yavaş beyaz bir duman yayılmaya başladı, bitkilerin üstünden. Bu beyaz duman önce kıyıya doğru ulaşan minik halkaları, tüm deniz yüzeyini ve sonunda her şeyi yutup sardı. Gözlerini ayırmadan ve kırpmadan bakmaya devam etti. Beyaz bir bulutun içinde kaybolmuştu.

Bunu daha önce de yaşamıştı; hiç ummadığı anlarda, hep de bitkilere dalmış, boş boş bakarken onu uyandıran, büyüleyen, sarıp sarmalayan bir an ve bir büyülü bulut.

Kaunos antik kentinde altına uzandığı dev piynar ağacı, evinin terasında bahçeye bakarken gözünün takıldığı genç bir zeytin; üstelik de etrafında konuşan ve dinlediği insanlar varken... Adeta onu bakışlarından yakalıyor ve bu yolla içine doluyor; sanki en iyi onlar anlıyor, böyle arındırıp şifalandırıyordu.... İçinde kaybolduğu beyaz buluta doyuncaya kadar bakmaya devam ediyor, bu büyülü anı bütün hücreleriyle yaşıyordu.


Hermann Hesse, Henry David Thoreau, William Wordsworth , Virginia Woolf, Rainer Maria Rilke işte bu yazarların bir ortak noktası bir ortak dili var.