14 Haz 2026

tahmin edilmekten çok anlaşılmayı tercih etmek

​Bana “geçmişten çok bahsediyorsun” dediğinde, durup düşündüm. Hatta çocukça bir alınganlıkla bir daha anlatmayacağım bile dedim defalarca..  Haklısın; konuşmalarımızın büyük kısmında geçmişin koridorlarında, anıların ve çağrışımların arasında dolaşıyorum ve çok fazla detay anlatıyorum. Bunun benim için de alışılmışın dışında olduğunu söyleyebilirim. Belki ilk kez biriyle bu kadar çok geçmişimden söz ediyorum. Sen beni böyle tanıdın, diğer hallerimi henüz bilmiyorsun; onları bilmeni ya da anlamanı da şu aşamada beklemiyorum :) Yine de burada önemli bir ayrım olduğunu düşünüyorum..Geçmişten bahsetmek ile geçmişte yaşamak aynı şey değil. Ben geçmişimi anlatırken oraya dönmek ya da orada kalmak istemiyorum. Geçmiş benim için bir sığınak değil, bir bağlam. İnsanları, ilişkileri, davranışları ve kendimi anlamlandırırken başvurduğum bir referans sistemi. Beni bugün olduğum kişiye getiren yolu anlatmaya çalışıyorum belki de…Üstelik çok yeni bir ilişkinin içindeyiz. Ortak hikâyelerimiz, ortak anılarımız, birlikte tanıdığımız insanlar yok. Böyle bir dönemde insanın kendini anlatabileceği en doğal malzeme kendi yaşam deneyimleri, anıları oluyor. Tabi başka bir neden de az konuşan biri olmandır. Bu bir eleştiri değil. Hatta zihnini, sakinliğini ve analitik tarafını seviyorum. Ama bunun doğal sonucu olarak sohbetlerde oluşan boşlukları çoğu zaman ben dolduruyorum. Ben de o boşlukları varsayımlarla değil, yaşadıklarımla dolduruyorum. Sanırım geçmişimden söz ederken asıl yapmak istediğim şey, anlaşılmak. Çünkü insan kendini anlatmadığında, karşı taraf eksik yerleri ister istemez kendi deneyimleriyle tamamlıyor. Ben tahmin edilmekten çok anlaşılmayı tercih ediyorum. Bütün bunları düşünürken başka bir şey de fark ettim. Sen benim geçmişten bahsetmemi görüyorsun; ben ise bizim bugünü oldukça iyi yaşarken gelecek hakkında aynı açıklıkla konuşamadığımızı görüyorum. Bunun nedeni senin içinde bulunduğunu söylediğin çıkmaz olabilir. Anlıyorum. Yine de bu durum soruyu ortadan kaldırmıyor. Ben geçmişimi anlatırken aslında “beni buraya getiren süreç buydu” diyorum. Ama insan bir noktadan sonra yalnızca nereden geldiğini değil, nereye gittiğini de merak ediyor. Çünkü bir ilişkiyi başlatan şey çoğu zaman birlikte geçirilen güzel anlardır. Ama onu derinleştiren ve taşıyan şey, iki insanın birbirinin geçmişini anlaması kadar, geleceğe hangi yönden baktıklarını da konuşabilmesidir. Ve insan bir noktadan sonra yalnızca nereden geldiğini değil nereye gittiğini de merak ediyor. 

- çalçene-