Yaşanmayan hayatlar günahlar yaratır. Şu dönemde insan olmak da zor.
Nefsinin emrinde olan. Nefsinden pişman olan. Doyuma ulaşmış nefis. Ancak şu an rahat bir dem taşır.
......
Senin uysallığın beni de uysallaştırıyor. Seni tanımasaydım yitip gitmezdim, çünkü hiç kimseye kendimi tümüyle vermezdim. Hiç kimseyi sevmiyordum rastladıklarım arasından sevdiğim hiç kimse olmadı. Sen gelmeden önce kendime aittim, her zaman bağımsız. Yine öyle kalırdım. Sana rastladığım için.
.......
En çok da korktuğunu belli etmekten korkuyor insan, demek ki.
Bildiğin her şeyi bildiğini biliyorsam, bildiğim kadarsın.
Her şeyden bir anlam çıkarıyorum. Hiçbir şeyde anlam kalmayacak bu gidişle.
Sanki hangimiz tüm kalbiyle istememiştir delirmeyi ve hangimiz çaresizce ve korkuyla çabalamadık geri dönmeyi, delirdikten sonra?
ve istediğin gibi isteyemiyorsun.
Asıl yalnız olan benim değil mi?
Bunu sana anlatmaya çalıştım.
Yalnızlığıma ver.
Beni sevmeni istemiyorum.
Sevmeyeyim öyleyse.
İşte bu yüzden.
........
Yaşamak fikri, "yaşamak"ın önüne geçebilir. Aman!
Kim kimin elini tutuyorsa yalnızca o “tutuşmuş” demektir.
.......
Kimsenin yüreğine tam uymuyor diye, hep bir değiştirme kartı tedirginliğinde sunuyoruz sevgimizi. Hiç utanmıyor muyuz öğrendiklerimizi öğretmeye? Yaşadıklarımızdan başka hiçbir şey bizim değil.
Issız bir adaya düşsen umurunda olacağın üç şey?
İki yanım sonsuzluk, öyle orta yerdeyim.
Doymuyorsan, ihtiyacın o değildir.
Hep bir seçim yapmak zorunda olduğumu hissediyordum, oysa sen sürekli “karar vermek”ten bahsediyordun. Bense buna bir türlü anlam veremiyordum. Peki hangisinin daha zor olduğuna karar verdin mi? Bu konuda bir seçim yapmak çok zordu.
................
“Çünkü ben buna değerim” diyor. Bir insanın değerini ölçmek mümkün mü? Ne olunca değerli oluyor insan, ne yapınca? Daha da ötesi, bir insanın kendi değerini ölçmesi mümkün mü? Bir insana kendisinin değerli olduğunu düşündürten ne ki? “Çünkü ben buna değerim” diyor. Kararını vermiş o, değişiyor yani, hiç şüphesi yok.
Çok okuyunca mı değerli oluyor insan? Çok yazınca mı? Çok gezince mi? Çok kazanınca mı? Çok biriktirince mi? Çok yiyince mi değerli oluyor? Hayat kurtarınca mı? Adam öldürünce mi? Adam olunca mı? “Adam olma”yı ölçebiliyor muyuz?
“Çünkü ben buna değerim” diyor. Bunu ne zaman fark ettin? Yani kendini bildin bileli bir şeylere değecek bir insan olduğunu mu düşünüyorsun, yoksa belli bir olaydan sonra mı bu hâle geldin? Mesela bir tarihte bir şey yaptın da “ben artık bugünden sonra değerli bir insanım” mı dedin, yoksa birileri buna karar verdi de sen de itiraz mı etmedin?
Kim karar verdi buna arkadaşım? Getir o arkadaşı bana. Bir şey soracağım. Hadi puştun teki çıkıp karşına dedi ki “bence sen buna değmezsin.” Ne yapacaksın? Hayır, nasıl ikna edeceksin o puştu? Sertifikan mı var? Belge mi verdiler sana? Değerli birileri mi verdi o belgeyi? O belgeyi veren değerli birilerinin belgesini kim verdi peki?
Yahu sen ne değerinden bahsediyorsun bana? Seni satsam kim alır ha? Kim alır? Söylesene bana bunu. N’aber lan değerli? Lütfen bırakalım artık böyle şeyleri. Yol da bizimle koşarsa varamayız ki. Çok da değişmedin, suçlarından arındın biraz.
“Dip”, “yüzey”den daha güzel. Öyle bir trafik ki “çarpılan” hep hatalı. Pazarlıkta kullanılan fedakârlık olsa olsa “yatırım”dır. Asaletin hazin sonu rezalet. Hayatımı yaşıyorlar, günümü gün ediyorlar. Sondur başlangıcın sahibi.
“Seni beklerken kendime başka bir ben uydurdum. Aksi gibi o da seni beklemeye başladı. Elim düştü bileğimden. Eğildim, almaya kalktım, gözüm düştü. Kirli ağladım. Seni beklerken sağır oldum. Kimseler seslenmedi. Anlamadım boşluğumu, yanıldım.”
“İnsanlar ne yaptıklarını bilirler, neyi neden yaptıklarını da genellikle bilirler, fakat bilmedikleri şey yaptıklarının yaptıklarıdır” demiş Foucault.
.........
Ben de diyorum ki: Pek azımız ölümün bize de uğrayacağının sürekli idrakindeyiz, değil mi?
Bazen aramızdan birileri bir anlık bir aydınlanma yaşıyor olabilir ama her hakikat gibi öleceğimizin idraki de zihnimizde şimşek gibi bir anlığına çakıp sönüyor.
Böylece belki delirmeden ama öleceğimiz ana kadar öleceğimizi hiçbir zaman tam anlayamadan yaşıyoruz.
Mesele, o şimşeğin çakarken nereleri aydınlattığında ve söndüğünde nerelerin karanlıkta kaldığında biraz da, değil mi?
Sevdiğin var diye geri kalanını sevmediğin bir şehirde yaşamak ne zor. Bana arkadan sarılmış yatıyorsun şu an. Tam 15 aydır böyleyiz. Seni seviyorum.