KohPhangan çok sıcak bugün. Sakin ve serin bir yer buldum kendime. Adı Wat Phu Kao Noi, “küçük dağın tapınağı” anlamına gelen, adanın en eski tapınağı. Monk Luang Por Pet tarafından inşa edilmiş. Ayak izi yüz yıldan uzun bir süredir hâlâ bastığı taşta durduğu için halk bu monkun mucizeleri olduğuna inanıyor.
Beyaz renkte ve on metre yüksekliğinde ana pagoda ortada ve her biri farklı mimari tarzda olan sekiz pagoda grubuyla çevrili. Platform, tabanın etrafında Çin kapları ile süslenmiş. Monk olmak isteyen çocuklar burada konaklıyor ve eğitim veriliyor. Bunları bana burada rastladığım enteresan bir monk anlatıyor. Tapınağa gelen ziyaretçilerin saygılı ve uygun kıyafetlerle gelmesini istediklerini belirtiyor; ağzında sigara, şort ve bikini ile gezen iki kızı gözüyle işaret ederek.
Bu arada, Çin inancına göre aslında 2018’de değil 2561 yılında olduğumuzu öğreniyorum. Geçen sene yaptığım Tayland yolculuğunda ülkenin kuzeyindeki muhteşem tapınakları da gezmiştim. Güney taraftakileri onlar kadar etkileyici bulmuyorum. Belki bunda güneyde heterojen yapıdaki inanç popülasyonunun etkisi vardır, fazla abartmamış olabilirler.
Kaldığım otelde balayına gelmiş, farklı ülkelerden dört beş çift var. Bunlardan biri Türk. Türk olduklarını anlamayayım diye yakınlarımdayken asla konuşmuyorlar. Sanki hâl, hareketlerinden ve giyim tarzlarından anlamıyorum. Diğer bütün çiftler neşe, aşk ya da uyum içinde gülüp eğlenirken, bizim çiftin dişi olanı yalnızken burnu havada ve gergin tavırlarda ama bir o kadar sarsak. Erkeği ise şebeksel hareketlerle bütün kadınlara ağzının suyu akarak bakıyor ve karnını içine çekip çenesini yukarı kaldırarak yürüyünce boynunun uzadığını sanıyor. Son dönem pop şarkıcıları gibi; omuzları dar, kafası büyük.
Belli ki tek kadınla idare edemeyecek. Doymayacak türden bir açlık ondaki. Dişisi bunun farkında; sürekli erkeğinin hareketlerini takip ediyor, baktığı diğer kadınları görünce bakışları korkutucu bir ifade alıyor. Ama erkeği ile göz göze geldiğinde kıvırtmaya başlıyor, sahte, kocaman bir “aşkitom” sırıtışı muştalanıyor surata. Genlerinden aktarılmış gibi, zorlanmadan. Ve ben, bu ikisinde Türkiye gerçeğini görüyorum; iki yüzlü, haset, aç gözlü, hesapsız, bencil, bireyselleşememiş, faşist, dayatan, şuursuz…
Müşterilerin ayrılırken otele bıraktığı okunmuş kitapların olduğu rafları dikkatle incelerim, her defasında. Türkçe bir kitaba denk gelme umuduyla ama göremem hiç. On on beş çeşit ülkenin kitabı duruyordur; çoğu “diz üstü edebiyatı” ya da “bestseller” olsa da, aynı teknolojik çağda yaşadığımız bu insanların okuyor olmasını takdir ederim.
Türkiye’de seyahat edebilenlerin çoğu parası olan kitapla işi olmadığını, nispeten eğitimli kesimin ortadirek olduğunu, son yirmi yılda nüfustaki oranlarının çok azaldığını, sıkışıp kalan küçük bir yüzdenin, kötülük çağında yeteneksiz, kurnazlarla aşık atmak yerine kendilerini koruduklarını düşünüyorum. Okuduklarımı bırakıyorsam, görünce sevinecek kişiye bir iz, bir not bırakırım mutlaka.
...............................................
Bundan yüz elli yıl evvel tek tük Çinli denizciler gelmeye başladığında, adalarda çoktandır var olan Malay çingeneleri hem sevinmişler hem de korkmuşlar. Uzak diyarlardan farklı hikâyeler duyacakları için merak, yaptıkları kalay işinin müşterisi dolayısıyla kazançları artacağı için heyecan duymuşlar. Çinli denizciler neşeli, saygılı, misafirperver insanları görünce topraklarındaki iç savaştan kaçmak isteyen aileleri bu cennet adaya taşımaya başlamış.
Shou Lin, Koh Phangan’a geldiğinde on yedisinde eğitimli, yakışıklı bir gençmiş. Bir zamanlar yönetime yakın olan babası Lu Gang Lin, yıllardır hizmet ettiği Çin Hanedanlığındaki iç çekişmelerden nasibini almış ve tüm mal varlığına el konularak Pekin’den sınır dışı edilmiş. Sadece özel eşyalar ve kitaplarıyla yola çıkan üç kişilik aile mümkün olduğunca uzaklara gitmek istemiş, Şangay’dan bindikleri bir gemiyle, efsane gibi anlatılan adalara, güneye doğru yola çıkmışlar.
Adalılar kısa sürede Shou ve ailesinin diğer Çinlilerden farklı olduğunu anlamışlar. Baba Lu Gang Lin adanın yönetimine dahil olmuş, genç Shou Lin ise yerli çocuklara dersler vermeye bildiklerini anlatmaya başlamış.
........