Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler.
Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler. Bir insanın kendi seçimiyle ve geçici olarak yalnızlığa çekilmesi ise çoğu kez yapıcı ve yaratıcı sonuçlar doğurur.
Yaratıcı insanlar yapıtlarını ya da buluşlarını ancak böyle yapıcı bir yalnızlık içerisinde ortaya çıkarabilirler. Bir başka deyişle, yaratıcı kişi, gerektiğinde yalnız kalabilmekten korkmayan insandır.
Katılmakla çekilmek dengesidir hayat. Ne hep katılmak, ne hep çekilmek.
Seksen dört ya da seksen beş yazı olmalı. Babamın dört duvar kütüphanesinde ansiklopediler, sözlükler, siyasi ve akademik kitaplar arasında okuyabileceğim masal, roman, öykü kitapları arıyorum.
“İnsan olmak” yazıyor kapağında, kalınca bir kitap. Üç dört günde bitirdiğimi, dönüp tekrar tekrar okuduğumu hatırlıyorum.
Büyüklerin dünyasına ait konulara da değindiğinden, okuduğum kitabın ne olduğu anlaşılmasın diye çocukça bir çaba sarf ediyorum. Biri görecek de kızacak gibi geliyor; zamanından önce el sürdüğüm bir şeymiş gibi sanki
Erken yaşta karşıma çıkan, var olma biçimimde etkisi olan, zamansız kitaplardan biridir. Yaşı on ikiyi geçen herkes okumalıdır.
Yıllar ve yollar içinde Engin Geçtan'ın edebi kitapları da karşıma çıktı.
Masalsı veya gücü ile başka türlü izler bırakan kitaplarını da tavsiye ederim. Kızarmış Palamutun Kokusu, Tren, Bir Günlük Yerim Kaldı, Dersaadet'te Dans, Kırmızı Kitap.....