14 Mar 2018

Bilge Kadın, Toprak ve Yeniden Bağ Kurma

Çağdaş kültür doğal dünyadan giderek uzaklaşırken ve biyosferin kırılganlığı artarken, insanı toprakla yeniden sağlıklı bir ilişkiye sokabilecek gücün kadınlarda olduğuna inanıyorum. Bilge kadınlar dünya ile özel bir bağ kurar; öykülerinde ve sezgilerinde bu bağın izleri vardır. Bir zamanlar kadınlar doğal dünyanın koruyucuları, toprağın kalbi olarak görülürdü.

Bilge Kadın bir arketipten ibaret değildir. O, dünyayla ve özle derin bir birlik hâlinde yaşar; onunla nefes alır, onunla akar. Bu bağlantının kadınların yaratıcı gücünün kaynağı olduğunu bilir. Kadın toprakla özdeşleşir; toprak hikâyelerini ona ve onun aracılığıyla insanlığa anlatır. Bilge Kadın, Dünya’nın bilgeliğini nasıl dinleyeceğini ve nasıl aktaracağını bilir.

Bilge kadınlar aynı zamanda şifacıdır. Yüzyıllar boyunca bu nedenle “cadılık” suçlamasıyla, egemenliği kişiselleştiren yapılar tarafından dışlanmış ve yok edilmişlerdir. Buna rağmen bilgileri, bitkilerle ve doğayla kurdukları ilişki üzerinden aktarılmaya devam etmiştir.

Herbalizm, bilge kadınların derin bir tutkuyla öğrenmesini ve öğretmesini sağlamıştır. Girişimci ruhlarıyla topluma ve dünyaya katkı sunma arzusu taşırlar. Geçmişi ve geleceği şefkatli bir bakışla kavrar, insanın kalbine nüfuz ederler. Amaçları insanlık ve gezegen için denge, uyum ve iyileşmeyi yeniden tesis etmektir.

Bugün dünyanın bilge kadınlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Sezgisel, çok boyutlu, dengeleyici, iyileştirici; herbalist, şaman, savaşçı ya da lider kimliğiyle ama özünde bilge ve şifacı olan kadınlara. Kadınların toprağa dönmeye, kendilerini hatırlamaya, orada şifa bulmaya ve şifa vermeye ihtiyacı var.

Voltaire’in Candide’de söylediği gibi:
“Kendi bahçeni ek.”